Anlı Şanlı Ankara

Ankara, ülkemizin başkenti… Atatürk’ün milletin egemenliğine dayalı ilk millet meclisini açtığı şehir… Anıtkabir’in olduğu şehir… Memur şehri, öğrenci şehri, denizsiz şehir gibi tanımlamalar yapılır hep Ankara için… Nedense hep İstanbul’la kıyaslanır. Daha “düzenli” derler. Ankaralı olanlar bir şekilde İstanbul’da yaşamak zorunda kaldıklarında bir türlü sevemezler İstanbul’u veya unutamazlar Ankara’yı. En azından benim şimdiye kadar tanıdığım tüm Ankaralılar böyle… Ben de bir İstanbul sevdalısı olarak merak ediyordum Ankara’yı…

Yazın bir hafta sonu, Ankara’da okuyan kuzenimin yanına giderek hem onu hem de Ankara’yı görmek için düştük yollara. Zamanımız kısıtlı olduğu için sıkıştırılmış bir program yaptık kendimize. Temmuz başıydı ve hava saatlerce gezmeye çok elverişliydi. İlk önce Anıtkabir’e gittik. Kapı girişinde sırt çantası vb. eşyaları alıyorlar, aslında iyi de oluyor, elimizde ağırlık etmemiş oldu. Girişten aslanlı yola çıkıncaya kadar sanırım 2 km.’ye yakın bir yokuş var. Öğlen sıcağında çıkması biraz zorlasa da, her iki tarafı ağaçlıklı bu geniş yolda yürümesi güzel. Yazlık bölgelerde bulunan traktörün çektiği trenimsi araçlar vardır. Keşke bu tarz araçlar burada olsa ve aslanlı yol ile giriş arasında gidip gelse ne iyi olurdu diye düşündük. Sonra aslanlı yoldan geçerek Atamızı ziyaret edip ona dualar okuduk.

Anıtkabir
Daha sonra anıtla aynı bahçe içindeki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi‘ne gittik. Bu kadar güzel bir müze beklemiyordum; duygusal anlar yaşatan, ülkemizin nasıl zorluklarla kurulduğunu bir kez daha yaşatan çok güzel bir müzeyle karşılaştık. Müzede fotoğraf çekmek yasak olduğu için çekmedik. İnternette sanal müze ziyareti yapılabilir. http://www.tsk.mil.tr/anitkabir adresinden müze bağlantısı tıklanabilir. Çanakkale ve Büyük Taarruz’un canlandırmaları insanı gerçekten çok etkiliyor. Bu ülkede yaşayan ve Türk’üm diyen herkesin burayı görmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan, Ankara taşından yapılmış olan aşağıdaki fotoğraftaki bina, 23 Nisan 1920′de TBMM’nin açılmasından sonra meclis olarak kullanılan ilk bina. Burası daha sonraları Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak kullanılmış. 23 Nisan 1961′de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla ziyarete açılmış. 23 Nisan 1981 tarihinde ise “Kurtuluş Savaşı Müzesi” adıyla yeniden ziyarete açılmış.

İlk TBMM Binası
Anıtkabir ziyareti sonrasında ülkemizin en önemli müzelerinden olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘ne gittik. Ulus’tan Ankara Kalesi’ne doğru giderken Atpazarı denilen yerde, kocaman küplerin olduğu çok güzel bir bahçe içindeki müze, saatlerce kalınabilecek birçok eserle dolu harika bir müzeydi. Osmanlılar zamanında yapılan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han müzeye dönüştürülmüş. Anadolu’da yaşamış medeniyetlere (özellikle Hititler-Frigler-Urartular vb.) ilgi duyanların mutlaka görmesi gerek. Aşağıdaki fotoğraf Hititlerde Gök Tanrısının arabasını çeken kutsal boğalar Şeri ve Hurri. Müzenin internet adresi Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Anadolu Medeniyetleri Müzesi Bahçesi
Birinci günün sonunda saatlerce gezmekten perişan olmuş; ama mutlu bir şekilde Kızılay‘a giderek biraz da orada dolaştık, oradaki kafelerde oturduk ve ertesi gün Ankara turuna devam ettik. Önce Atakule‘ye gittik. Ankara’yı anlatan yazılarda hep görülen bu kulenin tepesine asansörle çıkıp şehre bir de tepeden baktık. Yolda bir botanik park da gördük; ama girip dolaşamadık.

Atakule
Ankara deyince bir de meşhur Kuğulu Park vardır. Oraya da gittik. İki tane kuğu vardı; ama çok sevimli mini mini ördekler daha çoktu. Parkın yakınındaki Tunalı Hilmi Caddesi‘ne de bakmak istiyordum, hani Yılmaz Erdoğan’ın “Sevebilme İhtimali” şiirinde geçen.

“Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde; ama sen yoktun
Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi‘ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.” 

Kuğulu Park Tunalı Hilmi Caddesi
Aslında ben bu şiirde geçen her yeri görmek istiyorum.

“Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt’ın herhangi bir toprak damında…” 

İşte ben böyle bir toprak dam da görmek istiyorum. Belki bir gün…

Ankara’yı sevdim iki günde… Yaşamaya değil; ama gezmeye gitmek isterim yine… Kuzenim Ersin’e sevgiler… teşekkürler tekrar…

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: Temmuz 2006

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.
2 Responses
  1. miraç says:

    sizi şikayet edicem

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>