Gezi Tarihi: 6 Mayıs 2012
Bu Pazar, geçen sene de gittiğimiz ve çok beğendiğimiz Karamürsel’e tekrar gittik. Önceki yazı için buraya buyurun.
Kocaeli’nin Karamürsel’i arabayla İstanbul’a 1,5-2 saat uzaklıkta deniz kenarı ve yemyeşil doğasıyla çok sevimli bir yer. İzmit Körfezi’nin güneyinde kalan Karamürsel, bence iki bölümden oluşuyor. Birincisi deniz kenarındaki kafeteryaların, dükkanların ve -evlerin tabi- olduğu sahil bölümü; ikincisi de ana yoldan yokuş yukarı çıkılan ve köylere giden yemyeşil ormanların olduğu köy bölümü.
Biz bugünkü gezimize önce sahil bölümüyle başladık. İzmit Körfezi’nin kenarındaki sahil boyunca güzel düzenlenmiş yeşil alanlar halkın kullanımına açık. Biz de son haftalarda adet edindiğimiz üzere poğaça-simit ve termos çaydan oluşan piknik sepetimizle küçük çaplı bir piknikle başlıyoruz güne. Termostaki çayın son damlasına kadar içtikten sonra sahil boyunca yürüyoruz.
Burası Atatürk’ün 24 Temmuz 1933′te Karamürsel’e geldiğinde ilk ayak bastığı yermiş.
Kültür Merkezi’nin önündeki bahçede Karamürselli Başpehlivan Ahmet Taşçı’nın bir heykeli ve yine güreş sporunu teşvik için güreşen sporcular heykeli yer alıyor.
Yan yana sıralanmış kafeteryalar, incik-boncukların satıldığı tezgâhlar, balık restoranları derken sahil bitiyor. Biraz da ara sokaklarda dükkânların arasında dolaşıyoruz kısaca; ama meşhur Karamürsel sepetinden hiçbir tezgâhta göremedik. Belki de biz onların satıldığı yere gitmedik, bilmiyorum; zaten dükkânların arasında fazla dolaşmadan tekrar arabaya binerek bizim için daha keyifli olan köy bölümüne gittik.
Ana yoldan yukarı (Başdeğirmen tabelasından) çıkmaya başladığımız anda güzel manzaralar da başlıyor hemen. Arabadan geri doğru baktığımızda yemyeşil ağaçların ardından deniz görünüyor.
Bu yoldan girdikten sonra başka köylere de gidiliyor; ama bizim hedefimiz geçen sene olduğu gibi Başdeğirmen Konaklama ve Alabalık Tesislerine gitmek. Karamürsel ana yoldan 8 km kadar virajlı yoldan yokuş yukarı gitmek gerekiyor, yol çok iyi değil. Üstelik yol çalışması da vardı, yer yer yollar mıcırlıydı; ama görüntü arabayı kullanmayana çok güzel…
Yolda bir ara durup etrafın fotoğrafını çekeyim dedim, o sırada ağaçların arasında göremediğim kuşların sesleri o kadar güzeldi ki. Sesi kaydetmek için kısa bir video da çektim.
Sonra yola devam edip önce Karapınar Köyü’ne ardından da Başdeğirmen’e ulaştık. Tam arabadan inecektik, bir de baktık ki Deniz uyuyor. Daha on dakika önce fotoğraf çekmeye gittiğimde araba durdu diye söyleniyordu oysa. Öyle tatlı uyuyordu ki kıyamadık uyandırmaya.
Babası arabada paşayı beklerken ben biraz fotoğraf çekmeye gidiyorum. Burası çok sevimli ikiz villalarıyla konaklama; kendi yetiştirdikleri alabalıklarla da restoran hizmeti veren ormanın içinde yemyeşil, şırıl şırıl çok keyifli bir yer.
Geçen sene geldiğimizde bir gece kalmış ve çok memnun ayrılmıştık. Bu sefer konaklamaya zamanımız yok, zira yarın iş günü. Günübirlik doğa ve yemek keyfiyle yetinmek zorundayız. Mekan tıpkı hatırladığımız gibi. Suludere yavaş yavaş akıyor, kuş sesleri su sesleriyle yarışıyor. Köprüden karşıya geçip ormana doğru yürümek mümkün. Havuz bölümü henüz açılmamış.
Biraz daha etrafta dolaştıktan sonra Deniz kendiliğinden uyanınca hemen restoran bölümüne giriyoruz. Restoran, alabalık havuzlarının üzerine doğru genişçe bir balkon gibi. Buradaki en baskın ses, havuzların içine akan su sesi…
Güveçte alabalık, güveçte peynir, salata söylüyoruz. Deniz son zamanlarda adet edindiği üzere yemek yerine sadece ayranla besleniyor. Bir kutu ayranı içtikten sonra da -kendisinin işi bittiği için- kalkıp dolaşmak istiyor; ama yanında bizi de istiyor.
Şu çocuklar bir keyifle yemek de yedirmez ki:)) İlla peşinde beyefendinin istediği yere gideceğiz, yemek mi yiyoruz, oturuyor muyuz bakan yok tabi. Dolayısıyla yemek keyfini hızlıca bitirip biraz daha çevreyi dolaştıktan sonra saat de 17.00 olduğundan dönüş yoluna geçiyoruz.
Arabaya bindikten sonra biraz da Akçat Köyü’ne doğru giderken yol boyu piknikçilerle de karşılaşıyoruz. Sonra yine virazjlı; ama bu sefer yokuş aşağı denizi görerek ana yola iniyoruz.
Geldiğimiz yolu takip ederek yaklaşık 1 saat 45 dakika sonra eve varıyoruz.

















































































































Seyahat Özgürlüğü